Bu konuda yüce önder Atatürk’ün şu sözü hep akıllarımızda...
“Eğitimdir ki bir ulusu ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum olarak yaşatır; ya da bir ulusu köleliğe, yoksulluğa tutsak eder.” Dünya eğitim sistemleri içinde, Köy Enstitüleri kadar üzerinde çalışma ve tartışma yapılan başka eğitim kurumu her halde yoktur. Ülkemizde, Anadolu halkının aydınlanmasını sağlayacak, aydınlanmacı eğitim, gerçek anlamda 1923 devriminde ortaya çıkar. En önemli uygulamasını da 17 Nisan 1940’da kurulan Köy Enstitüleri ile bulur. Ulusal ya da uluslar arası araştırmalara konu oldular; dünya eğitim bilim ansiklopedilerine girdiler, dünyanın bir çok ülkesinde örnek alındılar. Unesco tarafından dünyaya örnek gösterilen Köy Enstitüleri Sisteminin kuruluşunun üzerinden 70 yıl geçti ama Köy Enstitüleri hala tartışılıyor, acı ve hüzün veren bir özlem, direnme yaratan bir umutla anılıyor. Enstitülerle, Atatürk Devrimi ve Aydınlanma köylere kadar gidiyordu... Enstitüler kadar hiçbir kurum bu kadar ulusal, bu kadar yerli, bu kadar devrimci olamazdı. Mustafa Kemal’in devrim düşünceleri ve uygarlık ilkeleri, ilk kez Anadolu bozkırında bu kadar geniş ve bu kadar anlamlı yeşeriyordu....
1923 devrimi kendi okullarını, kendi kurumlarını bulmuştu, devrimin halka ulaşmasına kıl payı kadar bir şey kalmıştı. Köy Enstitüleri bir başka başkaldırının habercisiydi. Ortaçağ karanlığının, ezilen horlanan ve sömürülen köylümüzün ilk kez ileriye atabildiği adımdı. Anadolu halkı, üreterek özgürleşmenin şafağını elleriyle söküyor, aydınlığın yollarını açıyordu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder